Bir zamanlar küçük bir kasabada, internetin büyüsüne kapılmış genç bir girişimci vardı. Web sitesinden para kazanmak istiyordu. Ama nasıl? Google AdSense diye bir şey duymuştu. Üç harf vardı aklında dönüp duran: EBM, CPC ve RPM. Peki bunlar ne demekti?
Günlerden bir gün, bilgisayar ekranına dalıp gitmişken, EBM'nin ne olduğunu düşündü. EBM, yani Eylem Başına Maliyet, gelen her tıklama için ödediği paraydı. "Her tıklama bir macera," derdi kendi kendine. Her tıklama bir umut. Ama bu yeterli miydi?
Sonra geldi CPC. Vay canına, Tıklama Başına Maliyetmiş. Başka bir deyişle, birisi reklama tıkladığında ödenen ücret. "Tamam," dedi kendi kendine, "bu iş biraz daha karmaşıkmış." O reklamlar tıklanacak ki para gelsin cebine. "Ama ya tıklanmazsa?" diye düşündü. Bu işte biraz da şans mı vardı?
Derken RPM çıktı karşısına. Bin Gösterim Başına Gelir. "Bu da neyin nesi?" dedi. Bin kez görüntülenen reklamdan gelen gelir demekmiş. "Vay be, bin kere gösterilecek ki para gelsin," diye düşündü. Doldur boşalt, göster kazan.
Kafasında deli sorularla dolanırken, bir dostu çıktı karşısına. "Abi ya, işin özü dengeyi bulmak," dedi. EBM, CPC, RPM... Hepsi bir anlamda bir bütünün parçaları. "Her biri ayrı bir hikaye anlatıyor," diye düşündü.
Sonunda, kendi sitesinde bu üç büyülü harfle bir bağ kurdu. "Her şey denemekten geçiyor," dedi. Deneyimledikçe, öğrendikçe, yanıldıkça... EBM, CPC, RPM, hepsi birer rehber oldu ona. Biraz risk, biraz sabır, hepsi bu. Her şeyin başı deneyimmiş, kim bilebilirdi ki?
Ve böylece, o genç girişimci, Google AdSense'in karmaşık dünyasında kendi yolunu buldu. Tıklamalar, gösterimler, hepsi birer adım oldu. Her şeyin başı, bir hayal kurmakla başlamıştı. Ve şimdi, her harf, birer dost gibi olmuştu.
Günlerden bir gün, bilgisayar ekranına dalıp gitmişken, EBM'nin ne olduğunu düşündü. EBM, yani Eylem Başına Maliyet, gelen her tıklama için ödediği paraydı. "Her tıklama bir macera," derdi kendi kendine. Her tıklama bir umut. Ama bu yeterli miydi?
Sonra geldi CPC. Vay canına, Tıklama Başına Maliyetmiş. Başka bir deyişle, birisi reklama tıkladığında ödenen ücret. "Tamam," dedi kendi kendine, "bu iş biraz daha karmaşıkmış." O reklamlar tıklanacak ki para gelsin cebine. "Ama ya tıklanmazsa?" diye düşündü. Bu işte biraz da şans mı vardı?
Derken RPM çıktı karşısına. Bin Gösterim Başına Gelir. "Bu da neyin nesi?" dedi. Bin kez görüntülenen reklamdan gelen gelir demekmiş. "Vay be, bin kere gösterilecek ki para gelsin," diye düşündü. Doldur boşalt, göster kazan.
Kafasında deli sorularla dolanırken, bir dostu çıktı karşısına. "Abi ya, işin özü dengeyi bulmak," dedi. EBM, CPC, RPM... Hepsi bir anlamda bir bütünün parçaları. "Her biri ayrı bir hikaye anlatıyor," diye düşündü.
Sonunda, kendi sitesinde bu üç büyülü harfle bir bağ kurdu. "Her şey denemekten geçiyor," dedi. Deneyimledikçe, öğrendikçe, yanıldıkça... EBM, CPC, RPM, hepsi birer rehber oldu ona. Biraz risk, biraz sabır, hepsi bu. Her şeyin başı deneyimmiş, kim bilebilirdi ki?
Ve böylece, o genç girişimci, Google AdSense'in karmaşık dünyasında kendi yolunu buldu. Tıklamalar, gösterimler, hepsi birer adım oldu. Her şeyin başı, bir hayal kurmakla başlamıştı. Ve şimdi, her harf, birer dost gibi olmuştu.