Google AdSense ile uğraşıyor musun? Ben de bir dönem bu işe kafa yormuştum. Reklam yerleşimi konusunda ufak tüyolar vereyim dedim. Şimdi, reklamları doğru yere koymak bir nevi sanattır. Yanlış yere koyarsan gelirler uçar gider, doğru yere koyarsan… İşte o zaman keyifler tavan!
İlk kural; reklamları kullanıcının gözünden kaçmayacak yerlere yerleştir. Ama abartma! Reklamların göze batmaması lazım, sanki doğal bir içerik gibi durmalı. Aksi halde, "Bu da neyin nesi?" diye sorabilirler. Biliyorsun, insanlar bir şeyden şüphelenirse hemen kaçar.
Evet, peki ya mobil kullanıcılar? Ah, onlar için ayrı bir plan yapmalı. Ekranlar küçük, dikkatleri çabuk dağılır. Yani, ne yapıyoruz? Reklamları içerikle harmanlamak şart. Öyle rastgele koymak yok, dikkatli bir seçim yapmalı.
Gerçekten önemli bir diğer nokta: İçeriğin kalitesini düşüren reklamlar... Tamam, para kazanmak güzel ama içeriğin kalitesini düşürmemeli. Okuyucu bir şeyler öğrenmek ya da keyif almak istiyor. Ona bu fırsatı tanı ki, geri gelsin.
İnsanlar neden sitene geliyor? Bunu hiç düşündün mü? İçerik için. İşte bu yüzden, reklamları içeriğin önüne koymamak lazım. Ziyaretçi içeriği bulamazsa ne yapar? Tabii ki çıkar gider. Sonra da bir daha zor döner.
Reklam boyutlarıyla da oynayabilirsin. Bazen küçük bir reklam, büyük bir etkiden daha fazla kazandırır. Göz yormayan ama dikkat çeken reklamlar, ideal olanlar. Denemekten çekinme, farklı boyutları test et.
Bir de şu var: Reklam yerleşimi sürekli değişebilir. Ne demek istiyorum? Yani, bir yerleşim tarzı her zaman işe yaramayabilir. Zamanla kullanıcı alışkanlıkları değişir, sen de onlara uyum sağlamalısın. Değişiklik iyidir.
Son bir şey, takip et. Yani, hangi reklam nerede daha çok kazandırıyor bir kontrol et. Analiz yap, incele, sonuçları değerlendir. Böylece hangi stratejinin işe yaradığını görebilirsin. Ve işte böyle... Kazançlar artar, keyifler yerinde olur.
İlk kural; reklamları kullanıcının gözünden kaçmayacak yerlere yerleştir. Ama abartma! Reklamların göze batmaması lazım, sanki doğal bir içerik gibi durmalı. Aksi halde, "Bu da neyin nesi?" diye sorabilirler. Biliyorsun, insanlar bir şeyden şüphelenirse hemen kaçar.
Evet, peki ya mobil kullanıcılar? Ah, onlar için ayrı bir plan yapmalı. Ekranlar küçük, dikkatleri çabuk dağılır. Yani, ne yapıyoruz? Reklamları içerikle harmanlamak şart. Öyle rastgele koymak yok, dikkatli bir seçim yapmalı.
Gerçekten önemli bir diğer nokta: İçeriğin kalitesini düşüren reklamlar... Tamam, para kazanmak güzel ama içeriğin kalitesini düşürmemeli. Okuyucu bir şeyler öğrenmek ya da keyif almak istiyor. Ona bu fırsatı tanı ki, geri gelsin.
İnsanlar neden sitene geliyor? Bunu hiç düşündün mü? İçerik için. İşte bu yüzden, reklamları içeriğin önüne koymamak lazım. Ziyaretçi içeriği bulamazsa ne yapar? Tabii ki çıkar gider. Sonra da bir daha zor döner.
Reklam boyutlarıyla da oynayabilirsin. Bazen küçük bir reklam, büyük bir etkiden daha fazla kazandırır. Göz yormayan ama dikkat çeken reklamlar, ideal olanlar. Denemekten çekinme, farklı boyutları test et.
Bir de şu var: Reklam yerleşimi sürekli değişebilir. Ne demek istiyorum? Yani, bir yerleşim tarzı her zaman işe yaramayabilir. Zamanla kullanıcı alışkanlıkları değişir, sen de onlara uyum sağlamalısın. Değişiklik iyidir.
Son bir şey, takip et. Yani, hangi reklam nerede daha çok kazandırıyor bir kontrol et. Analiz yap, incele, sonuçları değerlendir. Böylece hangi stratejinin işe yaradığını görebilirsin. Ve işte böyle... Kazançlar artar, keyifler yerinde olur.