Google’da ilk sayfaya çıkabilmek... İşte bu, birçok web sitesi sahibinin hayalini süsleyen bir hedef. Hâliyle, bu işin bir sırrı var mı diye düşünmekten kendini alamıyor insan. Ama bir sırdan ziyade, biraz bilgi, biraz dikkat, biraz da sabır gerektiriyor desem yanlış olmaz herhalde. Bir de samimi bir dille, içtenlikle yazılmış, gerçekten faydalı içerikler üretmek. Lafı dolandırmayalım... Evet, Google algoritmalarının karmaşık dünyasında yol almak pek kolay değil ama imkânsız da değil, merak etme.
İlk adımı atmadan önce, kendine şu soruyu sormalısın: “Benim içeriğim gerçekten değerli mi?” İşte bu, Google’ın da sorduğu ilk soru aslında. Senin için sıradan olan bir bilgi, bir başkası için altın değerinde olabilir. Onun için, hedef kitleni iyi tanımalısın. Ne tür içerikler arıyorlar, hangi sorunlarına çözüm arıyorlar, bunları bilmek gerek. Okuyucunun karşısına çıktığında “İşte aradığım bu!” dedirtecek yazılar üretmek mühim. İçerik kraldır derler ya, vallahi doğru.
Sonra, Bağlantıların gücü... İç ve dış bağlantılar, sitenin otoritesini artırma konusunda harikalar yaratabilir. Ama işte burada da ipin ucunu kaçırmamak lazım. Bağlantılar doğal ve alakalı olmalı. Aksi halde, Google hemen anlar, “Bu işte bir terslik var” der. Mesela, ilgili bir makaleye referans vermek, okuyucuya başka bir kaynağa yönlendirmek... Hepsi faydalı, yerinde ve zamanında yapılmalı.
Biraz da teknik detaylardan bahsedelim mi? Sayfa hızı meselesi var bir de. Kimse yavaş açılan bir siteyi beklemek istemez. Google da öyle. Hızlı yüklenen bir site, kullanıcı dostudur. Görselleri optimize etmek, gereksiz kodlardan arınmak, bir de mobil uyumluluk... Evet, mobil dostu bir siteye sahip olmak, Google’ın gözünde bir artı puan. Çünkü artık herkes, her an her yerde telefonlarından internete bağlanıyor.
Sonuçta, bu bir yolculuk. Google’da ilk sayfada yer almak bir gecede olacak iş değil. Ama doğru adımlarla, sabırla, en önemlisi de okuyucuya değer katan içeriklerle o hedefe ulaşmak mümkün. Her şey o ilk adımı atmakla başlar. Unutma, her şeyin başı samimiyet ve özgünlük. Bu ikisini kaybetmediğin sürece, Google da okuyucu da seni sever, sen de hedeflerine ulaşırsın.
İlk adımı atmadan önce, kendine şu soruyu sormalısın: “Benim içeriğim gerçekten değerli mi?” İşte bu, Google’ın da sorduğu ilk soru aslında. Senin için sıradan olan bir bilgi, bir başkası için altın değerinde olabilir. Onun için, hedef kitleni iyi tanımalısın. Ne tür içerikler arıyorlar, hangi sorunlarına çözüm arıyorlar, bunları bilmek gerek. Okuyucunun karşısına çıktığında “İşte aradığım bu!” dedirtecek yazılar üretmek mühim. İçerik kraldır derler ya, vallahi doğru.
Sonra, Bağlantıların gücü... İç ve dış bağlantılar, sitenin otoritesini artırma konusunda harikalar yaratabilir. Ama işte burada da ipin ucunu kaçırmamak lazım. Bağlantılar doğal ve alakalı olmalı. Aksi halde, Google hemen anlar, “Bu işte bir terslik var” der. Mesela, ilgili bir makaleye referans vermek, okuyucuya başka bir kaynağa yönlendirmek... Hepsi faydalı, yerinde ve zamanında yapılmalı.
Biraz da teknik detaylardan bahsedelim mi? Sayfa hızı meselesi var bir de. Kimse yavaş açılan bir siteyi beklemek istemez. Google da öyle. Hızlı yüklenen bir site, kullanıcı dostudur. Görselleri optimize etmek, gereksiz kodlardan arınmak, bir de mobil uyumluluk... Evet, mobil dostu bir siteye sahip olmak, Google’ın gözünde bir artı puan. Çünkü artık herkes, her an her yerde telefonlarından internete bağlanıyor.
Sonuçta, bu bir yolculuk. Google’da ilk sayfada yer almak bir gecede olacak iş değil. Ama doğru adımlarla, sabırla, en önemlisi de okuyucuya değer katan içeriklerle o hedefe ulaşmak mümkün. Her şey o ilk adımı atmakla başlar. Unutma, her şeyin başı samimiyet ve özgünlük. Bu ikisini kaybetmediğin sürece, Google da okuyucu da seni sever, sen de hedeflerine ulaşırsın.